Peştunlar Hangi Irktır?
Bir Kimlik Arayışı ve Bir Kez Daha Yabancı Hissiyatı
Kayseri’nin Bir Sokağında, Bir Peştun’un Hikâyesi
Hayatımda birden fazla kez yabancı hissettim. Bazen Kayseri’nin caddelerinde yürürken, bazen de akşamları o kadar sessiz olan evimde, pencerenin kenarına oturup geçmişi düşünürken. Her şey ne kadar tanıdık olsa da, bir eksiklik vardı. Bir şey beni, her zaman, buradan uzakta hissettiriyordu. O gün o eksikliği keşfettiğimi düşündüm. Tüm soru işaretleri ve belirsizlikler bir anlığına kayboldu. İşte, o an… Peştunlar hakkında öğrendiğim şey, bir kimliğin içsel gücüyle karşılaşmak gibiydi.
Birkaç hafta önce, kaybolmuş bir insanın peşinden gitmeye karar verdim. Adı Yusuf’tu. Birkaç gündür Kayseri’deydi ve ben de bir şekilde rastlamıştım ona. Peştun kökenliydi ve bir sohbet sırasında, kimliklerinden, geçmişlerinden, ve kendi yerinden konuştuğumuzda, bir şeylerin eksik olduğunu fark ettim.
Peştun Kimliği: Gerçekten Nedir?
Yusuf bana uzun uzun Peştunları anlatmaya başladı. Yavaşça, sessizce, kaybolmuş bir halktan, topraklarından, geleneklerinden bahsetti. “Peştunlar hangi ırktır?” diye sordum ona bir gün. Beni anlaması zaman aldı. Belki de bu soru, ona ait olmayan bir duygu gibi geldi. Ama o, bana Peştunların sadece bir “ırk”tan ibaret olmadığını, bir kimlikten, bir ruhtan bahsettiğini anlattı.
Peştunlar, aslında ne Türk, ne Arap, ne de başka bir grup. Onlar, derin ve kadim bir kimliğe sahip olan, bir yaşam biçimiyle yoğrulmuş, bir halktır. Birçok tarihçi, Peştunları daha çok “Ariana” halkı olarak tanımlar. Dillerini, yaşam biçimlerini, ahlaklarını, değerlerini ve düşünce biçimlerini anlatan bu halk, binlerce yıldır sınırları zorlayan bir kültürdür. Ve bir şeyler, o anda kafamda tam yerine oturdu.
Bir kimlik, sadece etnik kökenle, dil veya ırk ile ölçülmez. Kimlik, senin yaşadığın topraklarla, içinde taşıdığın tarihsel bellekle şekillenir. Peştunlar, bu anlamda kimliklerinin özüdür. Zihninde seninle ve seninle olmadan bir yaşam sürebilir. Çünkü o, kimliklerini korumak için büyük bir mücadele vermiştir. Bu, sadece bir halkın varoluşunu sürdürmesi değil; her sabah uyandığında, yaşamına devam edebilme savaşını vermesidir.
O Anki Duygularım
Bazen insan, kendisini başkalarına karşı anlamaya çalışırken, aslında kendi kimliğini bulur. O an Yusuf’un söyledikleri bana büyük bir anlam kazandı. O kadar netti ki, belki de bir kimlik arayışına daha girmeme gerek yoktu. Kendi kimliğim, etrafımda olan her şeydeydi. Kayseri sokaklarında, annemin yaptığı yemeklerde, en sevdiğim şarkıların sözlerinde… Bazen başka birinin kimliğine dair bir şeyler öğrenmek, kendi kimliğini keşfetmek gibidir.
O an, bu keşfi yaşarken bir hayal kırıklığı da hissettim. Beni sarhoş eden bu bilgi, bana başka birini daha yakından anlamama neden oldu ama bir eksiklik hissettirdi. Peştunlar, sadece bir halk, sadece bir tarih değil, aynı zamanda hepimizin içinde var olabilecek bir “kimlik çatışması”ydı. Bizler de bir anlamda, kendi kimliğimizi bulmaya çalışan ve her an yabancı hisseden bir halktık.
Yabancı Olma Hissi ve Peştunlar
Kayseri’de o gün yürürken, içimde bir ağrı vardı. Sanki Kayseri’nin caddeleri bana hiç ait değilmiş gibi. Peştunlar, bir zamanlar topraklarını terk etmiş bir halktı, ama ben de bir zamanlar farklı topraklardan gelmiş birinin parçasıydım. Belki de bizler, özümüzde birer Peştun gibiyiz. Birbirimize yabancı ama aynı zamanda birbirimizi anlayacak kadar yakın. Herkes bir şekilde, kendisini tanımak ve ait olduğu yeri bulmak için mücadele ediyor.
Bir akşam, Yusuf’la kaybolduğum sokaklarda, sadece Peştunları değil, kendimi de daha yakından tanımış oldum. “Peştunlar hangi ırktır?” diye soran ben, bir başka kişiye daha soruyu sordum: Kimim ben? O an, o sorunun cevabı yoktu. Fakat, belki de cevabı bulmaya çalışan bir yolculuktu.
Sonuç: Hepimiz Bir Yerde Buluşuyoruz
Peştunlar, aslında her birimizin kimlik arayışını bir şekilde temsil ediyor. Kendi topraklarından sürülen bir halk, belki de bizlere “kimliğinizi arayın, ama kaybolmayın” diyordur. Ve ben o günden sonra, her Peştun’un kendisini bulmak için verdiği savaşı anlamaya başladım. Kayseri’nin o dar sokaklarında yürürken, kendi kimliğimi daha net bir şekilde görmeye başladım. Peştunlar kimdir, diye sormak, belki de her zaman kendini bulmaya çalışan insanı sormak gibidir. Kimi zaman kendi kimliğimiz, başkalarının kimliğinde gizlidir.
Ve belki de, o eksiklik, sadece bir başkasının hayatını anlamaya çalışırken, aslında kendimizi daha iyi tanımamızın yoludur.